Impossible is nothing.

Tasarım ve Grafik Tasarım ?

içindekiler

1. Tasarım

2. Grafik Tasarım

2.1. İletişim ve Görsel İletişim
2.2. Grafik Tasarım Ürünü’nün öğeleri
2.3. Renklerin psikolojik mesajları

2.4. Temel Tasarım İlkeleri

2.5. Grafik Tasarımda planlamanın önemi
2.6. Grafik Tasarım Ürünü’nün görselleştirilmesi
2.7. Görsel açıdan taslak türleri
2.8. Grafik Tasarımda tipografi

3. Tipografik Unsurlar ve bunların etkili kullanımı

3.1. Yazı ailesi
3.2. Yazı tipleri
3.3. Yazı stili
3.4. Yazının ağırlığı
3.5. Yazı kalınlığı
3.6. Harf, satır ve Paragraf arası boşluklar
3.7. Tipografi dili
3.8. Dizgi yaparken okunurluğa dikkat !

4. Afiş Tasarımı

5. Reklam Tasarımı

5.1. Reklam Metinleri
5.2. Sloganlar


1. Tasarım

Tasarım, çok kullanılan bir kavram olmakla birlikte ne anlama geldiği tam olarak anlaşılamaz. Çok sayıda tanımı vardır. En önemli özelliği ise planlamadır. Planlamanın olduğu her yerde bir tasarımdan söz edilebilir.

Uzmanlar, uygulamalı tasarım dallarını üç temel başlıkta topluyorlar.

I. Endüstri Tasarımı : Üç boyutlu nesnelerin (makine, araç-gereç vb.) tasarımı, geliştirilmesi endüstri tasarımı olarak adlandırılıyor.

II. Çevre Tasarımı : Bina, peyzaj ve içmekan tasarımları bu başlık altında ele alınıyor.

III. Grafik Tasarımı: Okunan izlenen görüntülerin tasarımı şeklinde ifade edilir. Günümüzde baskı yoluyla çoğaltılacak her türlü materyalin üretiminde grafik tasarım ilke ve uygulamalarından yararlanılmakta, ayrıca; televizyon ekranının etkili kullanım ilkelerini düzenleyen TV Grafik Tasarımı ile bilgisayar ekranından takip edilen Internet siteleri için WEB Grafik Tasarımı hızla gelişen yan grafik sanayileri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Baskı, televizyon ve WEB sayfaları için grafik çalışmaları ayrı uzmanlık dalları olmakla birlikte, hemen hepsi için uygulanması gerekli temel ilkeler vardır. Bu nedenle bu konulara meraklı bireylerin, uzmanlaşma için temel grafik ilkeleri ve uygulamaları bilmeleri zorunluluktur.

2. Grafik Tasarım

Grafik tasarım, görsel iletişim sanatlarından biridir. Grafik tasarımcı, ressamlar, fotoğrafçılar, heykeltraşlar, seramikçiler gibi görsel sanatlar meslek grubunun bir üyesidir ve genellikle onlara benzer bir dil kullanır.

Ambalaj hariç bütün grafik tasarımlar, (kağıt, film, video, bilgisayar vb. görüntüler) dört köşe ile sınırlandırılmış iki boyutlu yüzeyler üzerinde oluşur. Tasarımcı, mesajların görsel ve sözel unsurlarını bu iki boyutlu yüzey üzerinde bütünleştirmeye çalışır. Bir yüzeyin yatay ve dikey kenarları, tasarımın ilk dört çizgisidir. Kompozisyon bu dört çizgi içinde yer alacaktır.

Bütün bunlara bağlı olarak, grafik yüzeyler işlenirken göz önünde bulundurulması gerekli iki temel unsur vardır: .”İnsanın görmeye dayalı doğası” ve “boşluk” kavramı.

Görsel unsurlar, kenar çizgileri ile aynı yönde yerleştirildikle*rinde düzenli ve durağan, karşıt yönde yerleştirildiklerinde dinamik ve enerjik bir yapı oluştururlar.

Bir grafik tasarım yüzeyini yatay ve dikey eksenlere böldüğümüz zaman, bu İki eksenin kesiştiği geometrik merkez odak noktasını oluşturur. İnsan gözünün merkez olarak algıladığı optik merkez ise, kesin olarak ölçülememekle birlikte bu geometrik merkezin biraz daha yukarısındadır.

Bütün insanlarda yatay ve dikey formlarda doğuştan gelen güçlü bir eğilim bulunmaktadır.

Bundan başka, insanın görme duyusunun izlediği yol, grafik iletişim açısından son derece önemlidir. İnsan gözünün tasarım yüzeyi üzerindeki hareket yönü soldan sağa ve yukarıdan aşağıya doğrudur. İnsan gözü, oldukça dar bir alan içine odaklanabilir. Bu ayrıştırma ve seçme işlemi sırasında gözler, sürekli ve hızlı bir hareket içindedir. Gözün hareketi grafik tasarımın yüzeyine kinetik bir enerji kazandırır.

2.1. İletişim ve Grafik (Görsel) İletişim

İletişim, gönderici ve alıcı olarak ifade edilen iki insan ya da insan grubu arasında gerçekleşen duygu, düşünce, davranış ve bilgi aktarımı ve alış verişi olarak tanımlanabilir.

Görsel iletişim ise görüntülerden oluşan bilgilerin değiş-tokuşu olarak açıklanabilir. Yazılar resimler ve fotoğraflar başlıca grafik iletişim araçlarıdır.

Bir mesajin açık, ekonomik ve estetik yollarla iletilmesi, grafik iletişimin başlıca amacıdır. Grafik iletişimin ekonomik olması demek; mümkün olan en az sayıda görsel imgenin mümkün olan en yüksek sayıda bilgiyi aktarabilmesi demektir.

Gelişmiş toplumlarda bilgiler, kitap, gazete, dergi, afiş, broşür ve diğer araçlarla okuyucu veya izleyici kitlesine ulaşırlar.

Diş macununu kremden ayırmak için ambalajındaki bilgilere başvururuz; erkek / kadın tuvaletini ya da giriş çıkışı grafik imgelerden anlarız.

2.2. Grafik Tasarım Ürününün Öğeleri

Çizgi: Düz veya kıvrımlı, kalın veya ince, sürekli veya kesik, grenli ya da keskin özelliklere sahip olabilen çizgiler, okuyucuya görsel unsurların ayrılması gerektiğini ifade ederler. Çizgiler karakterlerine göre ve konumlarına bağlı olarak bazı mesajlar da iletirler.

Örneğin; yatay çizgi durgunluk, dikey çizgi saygınlık, diagonal çizgi zerafet ifadesi verir.

Ton : Tonlar genellikle görsel imgenin yarımton reprodüksiyon tekniği ile tramlanması yoluyla elde edilir. Ton ye çizgi tasarımda kontrastlık yani karşıtlık oluşturan elemanlardır.

Renk: Renkler, ışıkla birlikte var olurlar ve izleyen üzerinde değişik etkiler uyandırırlar. Bunların bir bolümü kişisel, bir bölümü ise genellenebilir duygulardır. Örneğin; sıcak renklerin uyarıcı, soğuk renklerin ise gevşetici. dinlendirici olması renklerin genellenebilir etkileri olarak değerlendirilebilir.

Rengin üç boyutu bulunmaktadır: Uzunluk (rengin türü), genişlik (rengin tonu), derinlik (rengin yoğunluğu)

- Rengin türü, rengi tanımlamada kullandığımız terimlerdir. San, kırmızı, mavi, mor, yeşil gibi.
– Rengin tonu, bir rengin açıklık ya da koyuluğudur. Bir renge beyaz boya kattıkça tonu açılır, siyah ekledikçe koyulaşır.
– Renk yoğunluğu ise, parlaklık ile ilişkilidir. Yoğunluğu fazla olan renkler parlak renklerdir.

Rengi oluşturan bu üç boyut içinde en önemlisi, rengin ton değeridir. Bir görsel imgeyi en iyi tanımlayan unsur, içerdiği tonlardır.

Renk, bir tasarımı meydana getiren yapıtaşlarından biridir. Bu nedenle bir tasarımcının insanların renk tercihlerini göz önüne alması gerekir. Yeşil ve mavi renkler soğuk, kırmızı ve sarılar ise sıcak renkler olarak bilinirler. Soğuk bir renk olan maviyi, sıcak bir renk olan kırmızı ile karıştırdığımızda mora yaklaşan bir mavi elde ederiz. Bu renk maviye oranla biraz daha sıcaktır. Nötr renkler olarak adlandırdığımız griler ise pigmentlerindeki karışıma bağlı olarak sıcak ya da soğuk olabilirler.

Sıcak renkler, izleyeni uyarır ve neşelendirirken; soğuk renk’ler sakinleştirir ve dinlendirir. Lokantaların daha çok sıcak renklerle boyanmış olmasının nedeni insanların çabucak yemeklerini yiyip gitmelerini, hastanelerin soğuk renklerde boyanmasının nedeni ise panik haldeki insanların sakinleşmelerini sağlamak içindir. Soğuk renklerin aşırı kullanımında kasvetli ve moral bozucu bir etki ortaya çıkabilir. Yine sıcak renklerin fazla kullanımı, insanları şiddete yöneltebilir.

Grafik yüzeylerde, sıcak renkler sayfadan çıkacakmış izlenimi verirler ve önde görünürler. En önde görünen renk sarıdır. Soğuk renkler ise uzaktaymış izlenimi verirler. Her rengin sıcak ve soğuk renklerden çeşitlemesi yapılabilir. Örneğin kır*mızı ve mavi karıştırılarak az soğuk bir renk elde edilebilir.

2.3. Renklerin Psikolojik Mesajları

Yeşil; kıskançlık, mavi; sadakat ve içtenlik, kırmızı: etkinlik ve cesaret, kahverengi ve mor; tekdüzelik ve sıkıcılık, beyaz; teslimiyet, siyah; karamsarlık..

Bundan başka renkler kültürel açıdan ele alındıklarında da değişik kavranılan çağrıştırırlar. Mesela, altın sarısı Doğu kültürlerinde kutsal renk sayılırken, bazı Batı toplumlarında korkaklığın ve ihanetin simgesi olarak kabul edilir. Kırmızı ise tutkuyu simgeler. Bazı araştırmalar kırmızı rengin kan basıncını artırdığını ve nabız atışını hızlandırdığını ortaya koşmuştur. Turuncu bilimi, uygarlığı, enerji ve gücü temsil ederken, maviye yaklaşan mor maneviyatı: kırmızıya yaklaşan mor ise cesareti simgeler.

Edilgen ve soğuk bir renk olan mavi; hem uzaklık ve resmiyeti, hem de doğruluk ve sadakati temsil eder. Otorite ve yetkiyi çağrıştırır. Serinleticidir; gökyüzünü, buzu ve suyu hatırlatır.

Yeşil, tazeliğin ve verimliliğin rengidir. Çevreyi ve doğayı simgeler, rahatlatıcı ve dinlendiricidir.
Beyaz; saflığı ve dürüstlüğü ifade ederken, siyah; üzüntüyü, kasveti, kederi, ölümü simgeler. Ayrıca aşırı şehveti ve zarafeti de çağrıştırır.
Ancak, bu kavramlara bir tasarımda nasıl işlerlik kazandırılacağına dair formüller ne yazık ki yoktur.

Grafik tasarımcı renk seçiminde şu dört unsuru dikkate almalıdır:

1- Rengin kültürel çağrışımını,
2- Hedef kitlenin renk tercihi,
3- Firma ya da ürünün karakteri,
4- Tasarımdaki yaklaşım biçimi

Bazen renk, yaratıcı düşüncenin temelini oluşturabilir ve bütün tasarım renk üzerine kurulur.

Doku: Bir yüzey üzerinde tekrarlara dayalı biçimsel bir düzen bulunuyorsa, orada bir dokunun varlığından söz edilebilir. Tasarım ve baskının vazgeçilmez malzemesi olan kağıtlar da farklı dokularda üretilirler. Sert ve düz, sert ve grenli, yumuşak ve grenli, mermer dokulu, ahşap dokulu vb. Tasarım yüzeyinde yer alan dokular, optik ya da fiziksel olarak duyguları yönlendirici bir işleve sahiptir.

Ölçü: Bir grafik tasarım ürünü, farklı ölçülerdeki unsurların bir araya gelmesiyle oluşur. Ölçüler büyüdükçe algılama düzeyi ve etkileyicilik artar.

Yön: Bir tasarım yüzeyi üzerinde bulunan çizgisel, tipografik ve görsel unsurların yönü önemlidir. Örneğin bir gazete haberinde yer alan insan fotoğrafı, ilgili habere doğru bakmalıdır. Ya da tasarım yüzeyinde hareket eden unsurların önündeki boşluk arkasındaki boşluktan daha fazla olmalıdır.

2.4. Temel Tasarım İlkeleri

Denge: Bir tasarımda denge unsuru gözetilmediği taktirde, ürün beklenen etkiyi yaratamaz. Burada sözü edilen denge, tasarımı oluşturan hareketli unsurların (Fotoğrafı tipografik veriler, ilüstrasyonlar vs.), belirlenen düzlem üzerinde dengeli dağılımıdır. Bir tasarımda iki farklı denge sistemi kullanılabilir: Simetrik ve Asimetrik denge.

Simetrik denge: Resmiyetin, otoritenin vurgulanacağı tasarımlarda tercih edilir. Diğer yandan simetri dürüstlüğün, saygınlığın psikolojik simgesi olarak değerlendirilmektedir. Simetrik dengenin somut örneklerini doğada sık sık görürüz. Örneğin İnsan gövdesi ve insan yüzü simetrinin en yakınımızdaki örnekleridir. Kitap, dergi, broşür gibi çok sayfalı basılı materyallerde de simetrik denge uygulamalarına çok sık rastlarız.

Simetri; dengeli parçalar, dengeli sayfalar, aşağı yukarı aynı boyda sağ, sol, alt, ve üst boşluklar demektir. Simetrik düzenlemeler günümüzün grafik tasarım uygulamalarında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Asimetrik Denge; birbirine benzemeyen ya da eşdeğer olmayan görsel unsurlar arasında dinamik bir denge ya da ya da düzen sağlayan bir kavram olarak ele alınmaktadır. Simetrik dengede olduğu gibi asimetrik dengede de bir optik ağırlık merkezi vardır. Ama bu merkez geometrik merkezden farklı bir konumdadır. Asimetride, büyük yazı küçük yazıyı, büyük görsel öğe küçük görsel öğeyi ezer ancak sayfada yine de bütünlük hakimdir.

Simetri de, asimetri de dostunuz ya da düşmanınız olabilir. Muhafazakar ve sakin bir imaj için simetriyi; çağdaş ye genç bir imaj için asimetriyi seçin. Simetride düzen ve kural, asimetride rastlantı ve keyfilik egemendir. Simetri katılık ve sınırlılığı, asimetri ise hayatı, eğlenceyi ve özgürlüğü simgeler.

Bütün bu söylenenlere rağmen, denge hiç bir zaman bir deli gömleğine dönüştürülmemelidir. Yani hiçbir tasarım ilkesi kesin bir kural niteliğinde değildir. Tasarımcı, gerektiği hallerde optik dengelerle oynayarak ilgi çekmeye çalışabilir. Ancak bu bilinçli bir seçim olmalıdır.

Orantı ve Görsel Hiyerarşi: İki ya da daha çok sayıda görsel unsur, tasarım yüzeyinde birleştirilirken mutlaka bir orantı sorunu ile karşılaşılır. Tasarımcı, görsel unsurların orantısal ilişkilerinde değişken yapılar kurmaya çalışır. Çünkü, genişliğin uzunluğa, renkli olanın renksiz olana, bir ölçünün diğerine eşit olduğu tasarımlar, tekdüze görünürler.
Görsel hiyerarşi, tasarım içinde vurgulanmak istenen mesaja göre görsel unsurların ölçülenmesi anlamına gelir. Kimi tasarımlarda fotoğraf öne çıkarılırken, kimisinde tipografik unsurlar, kimisinde renk, hatta bazılarında tasarım yüzeyindeki beyaz boşluk öne çıkabilir..

Boyut dışında renk tonlarını (açıklık, koyuluk) kullanarak ya da unsurları uzak yakın konumlandırarak da görsel hiyerarşi yaratılabilir. Hatta bazen hiyerarşik yapı içindeki unsurlar çatıştırılarak hareketli tasarımlar elde edilebilir. Örneğin görsel unsurlardan biri boyutuyla, diğeri rengiyle ön plana çıkarılabilir.

Devamlılık : Okuyucunun gözü, tasarım yüzeyinde belli ilkeler doğrultusunda hareket eder. Göz hareketlerinin ustaca değerlendirildiği bir tasarım daima hedefine ulaşır.

Göz alışkanlık gereği soldan sağa ve yukarıdan aşağıya doğru bir yön izler. Gözün yatay hareketleri dikey hareketlerine göre daha kıvrak ve hızlıdır. Ayrıca göz; büyükten küçüğe, koyu renkten açık renge, renkliden renksize, alışılmamış olan*dan alışılmış olana doğru bir yol izler.

Göz bir unsurdan diğerine doğru kesintisiz geçişler yapabiliyorsa, devamlılık sağlanmış demektir.
Devamlılık görsel unsurların boyutları ve biçimleri arasında oluşturulan benzerlikler, tekrarlamalar ve görsel hiyerarşi ile sağlanabilir.

Tek bir tasarım içinde olduğu kadar dizi oluşturan bir çok tasarım arasında da devamlılık sağlanabilir. Örneğin bir derginin, kitabın sayfalarında, dizi oluşturan kitap kapaklarında bir bütünün parçalan olduğu izlenimi yaratmak için devamlılık sağlayan unsurlar kullanılabilir. Yani bir yayınevinin dizi kitaplarının kapaklarında fotoğraf yada Illüstrasyonun, yazar adının, logonun aynı yerde kullanılması, aynı yazı karakterinin tercih edilmesi görsel devamlılığı sağlar.

Bütünlük: Tasarım ilkelerinden belki de en çok dikkat edilmesi gerekeni bütünlüktür. Bir tasarımda bulunan görsel unsurlar bütünlük oluşturacak şekilde bir araya getirildiğinde etkili olurlar. Aynı temel biçime, dokuya, boyuta, renge ya da duyguya sahip öğeler bir tasarımda bütünlüğü oluştururlar.

Tasarımcı bütünlük oluşturmada bazı farklı yöntemlere başvurabilir:

Bordür: Tasarım yüzeyini çevreleyen bordürler bütünlük sağlamada kullanılabilirler. Bordürler arası ölçü, üslup gibi benzerlikler, bir tasarımı bütünlüğe ulaştırabilirler.

Beyaz boşluk: Gerekli yerlerde beyaz boşluklar bırakılarak bir tasarımda bütünlük sağlamak mümkündür.

Eksen: Bir grafik tasarım yüzeyinde bütünlük oluşturmada en yaygın kullanılan yöntemlerden biri eksen kullanmaktır. Bir tasarım yüzeyinin çatısı en az iki olmak üzere, üç ya da daha fazla yatay ve dikey eksenden oluşur. Resimle tipografıyi aynı hizada yerleştirmek için eksenlerden yararlanırız.

Üç nokta yöntemi : Tasarımcılar, kompozisyon yüzeyinde belirledikleri üç odak noktasını tasarımın bağımsız birimlerini birbirine bağlayan unsurlar olarak kullanabilmektedir. Göz, bir yüzey üzerinde yer alan üç unsuru hayali çizgilerle birleştirerek bir üçgen oluşturmakta ve tasarımı bir bütün olarak algılamaktadır.

Sayfa tasarımında, karşılıklı sayfalar arasında bütünlük sağlamak için şu yöntemlerden yararlanabiliriz: Her iki sayfada da; aynı rengi, yazı karakterini ya da tasarım üslubunu kullanabiliriz. Sol sayfadaki eksenin konum ve ölçüsünü sağ sayfada yineleyebiliriz.

Vurgulama : Hangi görsel unsuru (başlık, metin, fotoğraf vb) vurgulayacaksak önceden karar verip ona göre boyut büyütme koyu ton ya da canlı renk kullanımı gibi vurgulama yöntemlerini denemelidir.

Unutmayınız!.. Bir tasarım yüzeyinde herşey aynı anda vurgulanmak istenirse vurgu kavramı yok olur. Vurgulayıcı unsur; konuya, müşterinin beklentilerine ve hedef kitlenin özelliklerine göre değişebilir.

Vurgulama; ön plana çıkarılması gereken unsur ile ikinci planda kalması gereken unsurlar arasında gerçekleştirilecek bir yön. boyut, biçim, doku, renk, ton ya da çizgi kontrastı ile gerçekleştirilebilir.

2.5. Grafik Tasarımda Planlamanın Önemi

Etkin tasarım işe geçmeden önce planlamayı gerektirir ve etkin planlama şu dört unsuru içerir:

- Topluluk
– Mesaj
– Çevre
– Yarışma

Topluluğunuzu analiz edin! Kendinize sorun: Onlar kim? Ne umuyorlar? Ne kadar çok şey biliyorlar? Mesajımla ne kadar ilgilenirler? Ve en önemlisi topluluk idealinizi belirten tek bir kişi üzerinde odaklanın.

Mesajınızın amacını belirleyin! Başarıya ulaşması için hangi engelleri kaldırmanız gerektiğini araştırın.

Ürününüzün kullanılacağı çevreyi analiz edin! Topluluk ürününüzle nerede karşılaşacak? Caddelerde mi? Fuar alanlarında mı? Satış noktalarında mı? Evinin posta kutusunda mı?… İzleyici ürününüze ne kadar zaman harcayacak?

Rakiplerinizin mesajlarını dikkatli izleyin! Ana fikir aynı olduğuna göre, sizin mesajınızı diğerlerinden farklı ve üstün kılacak yöntemler araştırın. Okuyucu, izleyici sizi seçmeli…

2.6. Grafik Tasarım Ürününün Görselleştirilmesi


Grafik tasarımda görselleştirme süreci taslak çalışmaları ile başlar. Günümüzde masa üstü yayıncılık sistemlerindeki gelişmelere paralel olarak, genç grafiker adayları, hızla bilgisayarlarının başına geçip tasarım yapmaya başlama arzusunda olsalar da, deneyimli olanlar bilirler ki taslak aşaması, tasarım sürecinin belki de en uzun tutulması gereken bölümüdür.

Baskıya hazırlanacak herhangi bir ürün için tasarıma başlamadan önce en az bir iki taslak hazırlanmalı; taslaklar üzerin*de takım arkadaşları ve müşteri ile fikir birliğine varıldıktan sonra asıl tasarım çalışmasına başlanmalıdır. Bu tür bir çalışma, plansız bir üretim için harcanacak süreyi, emeği ve parayı en aza indirir, verimlilik sağlar.

Taslak, düşüncenin, yaratıcılığın, bilgi biriminin ve deneyimlemeye, gelişmeye açıklığın bir göstergesidir. Taslak çalışmalarını karalamalar (fikir taslakları), ön taslaklar ve ayrıntılı taslaklar olmak üzere üç evrede ele alabiliriz.

Karalamalar, boyut ya da malzeme sınırlaması olmadan tasarımcının, aklına gelen her türlü düşünceyi kağıtlar üzerine kabaca not etmesi ve biçimlendirmesi olarak adlandırılabilir. Bunlar müşteriye gösterilmezler; esas çalışmaya temel teşkil ederler.

Ön taslaklar, tasarımcının fikir taslakları arasından seçtiği bir ya da birkaç yaratıcı fikri, ürünün asıl boyutlarında ya da orantılı olarak küçültülmüş boyutlarında daha anlaşılır şekilde kağıt üzerine işlemesidir. Burada renk. yazı karakteri, ışık-gölge, varsa fotoğraf gibi görsel materyaller vb. özellikler biraz daha netleşir. Metin, paralel çizgilerle gösterilir. Bu çizgiler; metnin bloklama biçimi, satır uzunluğu vb. konularda bilgi verici olmalıdır. Müşteri ayrıntılı taslak görme talebinde bulunmazsa, bu noktadan itibaren asıl tasarım sürecine başlanabilir.

Ayrıntılı taslaklar, bu konuda uzmanlaşmış sanatçılar tarafından hazırlanır. Büyük bütçeli reklam kampanyalarında müşteriler taslakları fotokopi, bilgisayar vb. şekillerde düzenlenmiş olarak görmek isterler. Başlık ve metin yazılan gerçeğine uygun olarak dizilir, resimler yerleştirilir, gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra genellikle bir renkli çıkış alınarak müşteriye sunulur. Hangi tasarım beğenilirse, o seçilir ve baskı için hazırlıklar devam eder.

Günümüzün grafikerleri, taslak çalışmalarında kullanacakları fotoğrafları ve diğer görsel malzemeleri genellikle masa üstü tarayıcılarda (scanner) düşük çözünürlükte tarayıp yerlerine koyarak baskı onayını almaktadırlar.

2.7. Görsel açıdan taslak türleri

Mondrian Taslakları: Hollandalı ressam Piet Mondrian’ın tu*valinde kullandığı kare ve diktörtgen formlara dayanan kompozisyon anlayışı çok sık kullanılan taslak türlerinden biridir. Bu sistemde tipografi ve görsel unsurlar kare ya da dikdörtgen formlar içine girer ya da çizgi ve kutularla birbirinden ayrılır. Mondrian taslakları tipografik ve diğer görsel unsurların sayfa üzerinde etkili kullanılmasında, mantıklı ve pratiktir. Gazete tasarımında bu stili kullanmak neredeyse bir zorunluluktur.

İmge Ağırlıklı Taslaklar: Özellikle resim vb. görsel unsurların vurgulanacağı tasarımlarda tercih edilir. Görüntü büyük kullanılırken. Tipografik unsurlar daha az dikkat çekerler.

Metin Ağırlıklı Taslaklar : Bunlarda tasarımın odak noktası metindir, diğer görsel unsurlar ya hiç kullanılmaz ya da ikinci planda yer alır.

2.8. Grafik Tasarımda Tipografi

Tipografi; harf, sözcük ve satırlarla ve boşluklama için gereksinen diğer öğelerle belirlenmiş bir sayfa üzerinde yapılan görsel ve işlevsel düzenlemelerdir.

Tipografik karakterler genellikle, optik olarak hayali bir yatay çizgi üzerine dizilirler. Küçük harflerin gövde yüksekliklerini belirleyen yatay çizgi ile satır çizgisi arasındaki uzaklık “X yüksekliği” olarak adlandırılır.

Gutenberg’in “Haraketli hurufat” sisteminden bugüne tipografik verilerin üretiminde ve kullanımında önemli teknolojik gelişmeler ortaya çıkmıştır. Bugün ise tamamen bilgisayar ortamına uygun bir tipografi oluşumundan söz edebiliriz.

Teknolojiler değişebilir, gelişebilir. Ancak üretim ortamları ne kadar değişirse değişsin, harfin yaratıcı ve doğru kullanım il*kelerini gözeterek oluşturulmuş iyi tipografi değişmez.

3. Tipografik Unsurlar ve bunların etkili kullanımı

Harf, tipografik düzenlemenin en temel öğesidir ve alfabenin her bir harfini belirtir, bir alfabe içerisindeki öznel harflerin, sayıların ve noktalama işaretlerinin her biri ise karakter olarak adlandırılır. Büyük harfler majiskül veya kapital, küçük harfler miniskül olarak bilinir.

Yazı karakteri takımı (font, yazı tipi), bir harf biçiminin bütün alfabesidir. Diğer bir deyişle, aynı dizide, aynı ölçüde ve hizadan sayılan, noktalama işaretlerini de içeren, bütün par*çalarıyla öznel harflerin uygun bir toplamasıdır.

Yazı fontlarının karakter çeşitleri, sayıları font tasarımına ve üretim ihtiyaçlarına göre değişebilir. Benimsenmiş fontlar genellikle bir bütün alfabenin büyük ve küçük harf karakterlerine, 1’den 0’a kadar sayılara ve bütün noktalama işaretleri*ne mutlaka sahiptir.

Bunun yanısıra bazıları yabancı aksan işaretlerine, çizgilere vb. sahip olabilir.

3.1. Yazı Ailesi

Bir yazı karakterinin değişik et kalınlıklarında ve daraltılmış, genişletilmiş, eğimli, kon turlu, gölgeli çeşitlemelerinin bir arada oluşturduğu gruba yazı ailesi denir.

Bir yazı ailesi içinde yer alan tipografik çeşitlemeleri adlandırmada kullanılan standart bir terminoloji yoktur. Değişik yazı karakterleri ile birlikte kullanılan pek çok terim aslında aynı anlamı içerir:

Yarım siyah ( Regular=normal=roman=book)
Beyaz (Light=llghtline=slim=hairline)
Siyah (Bokl=bIack=massive=elephant=heavy=thick=fatface)
Daraltılmış (Condensed=narrow=contracted=compressed) Genişletilmiş (Expanded=Extended=Wide=Streched)

3.2. Yazı Tipleri

Yazı tipiyle ilgili iki konuda hassas olmak gerekir:

Okunurluk ve açıklık

Okunurluk, yazının ne kadar kolay okunduğu ile ilgilidir. Seçilen yazı tipi, metni hızlı ve kolay okutmalıdır. Özellikle uzun soluklu metinler açısından önemli bir faktördür,

Açıklık, ayrı ayrı harflerin ne kadar kolay belli olduğunu ifa*de eder. Başlıklar ve ana başlıklar açısından önemlidir.

Tasarlanmış binlerce yazı tipi olmakla birlikte, bunları dört ana grupta toplayabiliriz: Serif, sans şerif, script, decoratif

Serif yazı tiplerinde, her harfin bitiş noktalarında küçük ya*tay çizgiler vardır. Bu çizgiler her harfin şeklini ayrı tutar ve harfler arası geçişi kolaylaştırır. Dikey çizgileri yatay çizgilerinden daha kalındır. İnce ya da kalın, eşit kalınlıkta, incelen şekilde veya yuvarlak olabilirler. Bu yazı tipleri uzun metinlerin yer alacağı tasarımlarda, genel metinler için sıkça tercih edilirler. Okunurluğu en iyi yazı tipleri, şerif yazı tipleridir.

Sans serif yazı tipleri daha basittir. Şerif yazı tiplerindeki bitiş çizgileri yoktur. Genellikle eşit ağırlıklı çizgilerden oluşurlar. Başlıklarda tercih edilirler. Açıklığı en iyi olan sans şerif karakterler, uzaktan iyi seçilirler. Arial, Helvetica, Univers… sans şerif yazı tipinin tipik örnekleridir.

Script yazı tipleri, elyazısına benzerler. Resmiyetten uzak, samimi bir hava yaratırlar. Dizgide bazı harfler birleşirken, bazılan birbirlerine dokunmazlar. Davetiye gibi az yazı gerekti*ren samimi yazışmalarda kullanılırlar.

Dekoratif yazı tipleri, özel imajlar için tasarlanmışlardır. Genelde metinlerde değil, başlıklarda, afiş vb. sanatsal çalışmalarda tercih edilirler.

3.3. Yazı Stili

Bir yazı tipinde farklı yerlere vurgu yapmak için kullanılan değişikliklerdir. Normal, kalın, italik, koyu, kalın italik, altı çizili, gölgeli vb. yazı stilleri vardır.

Kalın yazı tipinin fazla kullanımı harf başına düşen boşluğu azaltacağından okuyucunun gözlerini yorabilir. Kalın yazıtipi ana başlıklarda, başlıklarda, alt başlıklarda kullanılmalıdır.

İtalik yazı tipi, el yazısına benzetilmek için tekrar tasarlanıp eğilmiştir. İnceliği ve açısı yüzünden okunaklığı azdır.

Eğik yazıtipi, normal yazının bilgisayar tarafından hafif eğilmiş türüdür. İtalik olana göre daha iyi okunur.

Kalın İtalik Yazıtipleri, eğik karakterleri ve kalın çizgileriyle zor okunur olmasına rağmen, pek çok insan tarafından tercih edilmektedir. Bu stil daha çok alt başlıklarda tercih edilmelidir.

3.4.Yazının Ağırlığı

Çoğu yazı tipi normal ve kalından daha çok alternatif sunarlar. Mesela sans serif yazıların büyük bir kısmını hafif ve ağır yazı seçeneklerini içerirler. Bunlar genel metin yazısında kullanılmaya elverişli olmamakla birlikle; başlıkları renklendirir, hareket katarlar. Light, regular, bold, black, ultra black gibi seçenekler mevcuttur.

3.5. Yazı Kalınlığı

Yoğunlaştırılmış yazı karakterleri çok yer harcamadan başlıkların etkisini arttırmaya yarar. Yoğunlaştırılmış; sıkıştırılmış ya da bozulmuş demek değildir. Bunlar daha çok etki için yeniden tasarlanmışlardır. Her karakterin içindeki boşluğun artması için x-yükseklikleri arttırılmıştır. Bu da yazıya açıklık sağlar.

3.6. Harf, Satır ve Paragraf Arası Boşlukları

Deneyimli ve deneyimsiz ya da özenli veya özensiz tasarımcılar arasındaki en önemli fark, harf, satır ve paragraf arası boşluklarına verdikleri önemden belli olur.

Harf arası boşlukları hem okunurluğu hem de açıklığı etkiler. Hem metinde, hem de başlıklarda harf arası boşluklarını ayarlayarak büyük farklılıklar yaratılabilir.

Harf, satır ve paragraf arası boşlukları hesaplarken iki kavramı unutmamak gerekir:
İzleme ve ayarlama…

İzleme, bütün dokümandaki harf arası boşluklarının aynı olması demektir.
Ayarlama ise. belirli çift karakterler arasındaki boşlukları da*ha yüksek oranda ayarlamayı gerektirir.

3.7. Tipografi Dili

Yazıtipi: Serif yazı tipleri, sans serif yazıtiplerinden daha muhafazakar hava verir.

Yazı Punto: Aynı metinde farklı yazı büyüklükleri kullanmak, standart kullanıma göre daha yenilikçi bir hava verir.

X-yüksekliği: Az x-yüksekliğinde dizilmiş metinler, çok x-yüksekliğinde dizilmiş olanlara göre daha muhafazakar bir hava verir.

Ayarlama: Sola bloklu yazının, blokludan daha az resmi görünüm verdiği kabul edilir.

Denge: Asimetrik dengelenmiş sayfaların, simetrik dengeli olanlara göre daha az resmi olduğu görülür.

Renk kullanımı: Kırmızı/yeşil renkler, mavi/mor renklerden daha genç bir hava verirler.

3.8. Dizgi Yaparken Okunurluğa Dikkat

1-Uzun metinlerde serifli yazılar daha rahat okunur. Serifliler, tipografinin yatay hareketini destekleyerek, harflerin ayırıcı özelliklerini daha çok vurgulamaktadır.

2- Yanyana getirilen harfler, sözcükler halinde algılanır. Küçük harflerle dizilen sözcüklerde değişken yapı okumayı kolaylaştırır. Sözcüklerin tamamı majiskül (büyük) harflerle dizildiğinde, eşit yüksekliklerdeki harfler durağan bir hat oluşturduğundan; okuma güçleşir, algılama süresini uzatır.

3- Harf arası boşlukları okunaklığı etkiler. Metnin tamamı içinde kullanılan boşluklarda tutarlılık ve süreklilik olmalıdır. Boşlukların belirlenmesinde ise, harf boyutu, satır uzunluğu ve satır arası boşlukları gözetilerek düzenli bir yapı oluşturulmalıdır. Bunlara dikkat edildiğinde; zor anlaşılan metinler bile en üst düzeyde okunaklılık kazanırlar.

4- Harf boyutu belirlenirken, baskı yüzeyi ile göz arasında 25-35 cm. mesafe olduğu unutulmamalıdır. Metin yazıların*da normal okuma uzaklığından en iyi algılanabilen yazı büyüklükleri 9-12 punto arasındakilerdir.

5- Harf boyutu belirlenirken dikkat edilmesi gereken bir nokta da metni okuyacak kitlenin niteliğidir. Okumayı yeni öğrenen çocuklar ile gözleri iyi görmeyen yaşlılar için büyük puntolar tercih edilmelidir.

Çok kısa ve uzun satırlar okuyucuyu yorar. Kısa satırlar gözü dikey yönde harekete zorlar. Uzun satırlar ise bir alt satırın bulunmasını güçleştirir. Metin yazıları için 9-12 puntoluk bir boyut belirlendiğinde, her satıra düşecek sözcük sayısı 10-12’yi geçmemelidir. Diğer bir deyişle her satırda 60-70 tipografık karakter kullanılmalıdır. (Uzun soluklu metinler için)

6- Satır arası boşlukların az ya da çok olması okunurluğu olumsuz etkiler. Bu nedenle 9-12 puntoluk metinlerde, punto büyüklüğüne iki-beş punto ekleyerek uygun satır arası boşluk saptanabilir. Yani 10 puntoluk bir metinde satır arası boşlukları 12 ile 15 punto arasında olmalıdır.

7- Yazının et kalınlığı okunaklığı etkiler. Çok ince yazılar ze*minde kaybolurken, çok kalın yazılar algı güçlüğü yaratır.
Yazı karakterinin genişliği de okunurluğu etkiler. Daraltılmış karakterler, normal genişliktekilerden daha zor okunur.

8- Renk, okunurluğu etkileyen önemli faktörlerden biridir. Okuyucu beyaz zeminde siyah yazı okumaya alışlarıdır. Ancak güçlü kontrast renkler seçildiğinde okunurluk bozulmaz. Yine de okumayı yeni öğrenen ilköğretim çocuklarının ders
kitaplarında beyaz zemin tercih edilmelidir.

9- Paragraflar birbirinden rahatlıkla ayırt edilmelidir. Bunun iki temel yolu vardır: Birincisi paragrafı oluşturan cümle, sol bloğun biraz içinden dizilir. (Metnin uzunluğuna göre içerlek değişebilir.) İkinci yol, Paragraflar arası boşluk arttırılır.

10- Sola bloklu ve bloklu metinlerin ortalı metinlerden daha rahat okunduğu belirlenmiştir.

Metnin okunurluğu konusunda yukarıda değinilen temel ilkelerin çoğu; bilgisayar, televizyon, fllm vb. iletişim sanatları için de geçerlidir.
Tasarımda tekdüzelikten kurtulmak adına, okunurluk ihmal edilmemelidir

4.Afiş Tasarımı

Bilgilendirme, bilinçlendirme, duyurma, satış artırma vb. amaçlarla hazırlanıp, daha çok kitlesel iletişim aracı olarak değerlendirilen afişler, sanatsal kaygıların en yoğun olduğu grafik ürünlerdir.

Afişler, izleyici ile buluştukları çevrelere bağlı olarak iç mekan ve dış mekan afişleri olmak üzere iki grupta ele alınabilirler.

Dış mekan afişleri; büyük boyutları ile duvar yüzeylerinde, ilan panolarında hedef kitle ile karşılaşırlar. İnsanlar, dış mekan afişlerini ile yürürken ya da arabayla hareket halin*deyken görürler. Bu nedenle izlenme süreleri çok kısadır.

İç mekan afişleri; salonlara, lobilere ve koridorlara asılır. Bu nedenle de daha uzun süre izlenme şansına sahiptirler. Afiş tasarımcısının süreyi dikkate alması gerekir.

İçeriklerine göre reklam afişleri üç gruba ayrılabilir:

  1. Reklam afişleri; bir ürün ya da hizmeti tanıtmak amacıyla hazırlanırlar. Moda, endüstri, turizm, gıda; kurumsal reklamcılık sektörlerinde yaygın olarak kullanılırlar.
  2. Kültürel afişler; festival, seminer, sempozyum, tiyatro, sinema, sergi, balo, spor gibi kültürel etkinlikleri tanıtıp duyururlar.
  3. Sosyal içerikli afişler; sağlık, trafik, ulaşım, çevre vb konularda eğitmek ve uyarmak amacıyla hazırlanan afişlerdir. Bunlardan başka, bir düşünceyi ya da siyasi oluşumu tanıtan afişler de bu grupta ele alınırlar.

Afiş tasarımında en önemli özellik, fark ediciliktir.

Temel kriterlere uygun olsa da pekçok afiş biz çarpmaz yani onları farketmeyiz. Tasarladığı afişin çok sayıda rakibi arasında farkedilmesini sağlamak, tasarımcının birincil görevidir. Farkedilirliği sağlamada, afişte yer alacak imgelerin düzenlenmesi sırasında yararlanılabilecek bazı öneriler aşağıda sıralanmıştır.

  • Afiş üzerindeki imge sayısını azaltın. Başlık (slogan) içeren bir tipografık unsur, fotoğraf veya illüstrasyon İçeren bir gör*sel unsur ve zemin yani fon afiş üzerinde üç farklı imge olarak algılanır.
  • Afişte yer alacak sözel unsurları azaltın. Sloganlar en çok 5-6 sözcükten oluşsun. Tabii ki ideali 3-4 sözcük. 10 kelimenin üzerindeki sözel mesajlarda okunurluk azalır.
  • Gerekmedikçe, süslü ve dekoratif karakterler yerine, okunaklı yazı karakterlerini tercih edin. Bold karakterlerin uzak*tan daha iyi algılandığını unutmayın.
  • Varsa fotoğraf veya illüstrasyonu afiş üzerinde olabildiğince büyük kullanın. İmgeler ile sözel unsurlar arasındaki denge*yi gözetin.
  • Renk tercihlerinde parlak ve canlı renkleri düşünün; bunlar arasında güçlü kontrastlar oluşturmaya çalışın.

Afişte Olması gerekenler;

- Afiş dikkat çekmelidir.
– İzleyiciyi bilgilendirmeli ve / veya istek uyandırmalıdır.
– Harekete geçirici ve eyleme itici olmalıdır.
– Hedef kitleye göre düzenlenmeli, anlaşılır bir dil bütünlüğüne sahip olmalıdır.

Afişte Olması gerekmeyenler;

- Afiş, izleyicinin dünya görüşünü değiştirmek zorunda değildir.
– Güzel ya da dekoratif olmak zorunda değildir.
– Afişi tasarlayanın bakış açısını değiştirmek zorunda değildir.
– Mesaj iletme işlevinin dışında, sanatsal bir değere sahip olmak zorunda değildir.

Glaser, afiş tasarımı konusundaki düşüncelerini bu şekilde açıklamakla birlikte, şu satarları ekliyor: “Yukarıdaki iki liste düşüncelerimi yansıtıyor. İlki ile ilgili hiç bir sorunum olma*dı, ancak ikincisi, beni epeyce sıkıntıya soktu. Afişte olması gerekmeyen unsurlar, uygulama sırasında gerekli unsurlar haline dönüştü, tasarladığım her afişte, mesaj ileten unsurların yanısıra, süsleyici unsurlara da yer veririm. Bunlar; be*nim kişisel bakış açımı yansıtır ve afişe asıl amacının dışında bir sanatsal değer kazandırırlar…”

5. Reklam Tasarımı

Reklam, bir ürün ya da hizmetin iç ve dış mekanlarda bulunan panolar, duvarlar ve taşıt araçları ile gazete, dergi, radyo, televizyon, Internet gibi basın yayın araçları yoluyla para karşılığında kamuoyuna tanıtılmasını içeren etkinliklerin tümüne verilen addır.

Bir reklam, reklam verecek kişi ya da kuruluşun kendi bünyesinde, yayınlanacağı iletişim aracı tarafından ya da bir reklam ajansınca hazırlanabilir. Hazırlanan her reklam için bazı temel amaçlardan söz edilebirilir. Bunlar; dikkat çekme, ilgi ve istek uyandırma, motivasyon sağlama ve ikna etme, bilgilendime…

Hazırlanan reklamların hedef kitleye ulaştırılmasında gazete, dergi, radyo-tv, afiş, bilboard, postalama (broşür, el ilanı vb.), bilgisayar gibi iletişim araçlarının yanısıra, ürünlerin ambalajlarından, toplu taşım araçları başta olmak üzere taşıtların ve t-shirt gibi giysilerden de yararlanılmaktadır.

Reklam tasarımı genellikle bir takım (ekip) işidir. Kurumlaşmış reklam ajanslarının çekirdek takımı genellikle ajans yöneticisi, yaratıcı yönetmen, müşteri temsilcisi, pazar araştırmacısı, grafik tasarımcı, illüstratör, fotoğrafçı, dizgici, medya sorumlusu, trafik sorumlusu, metin yazarı, endüstri tasarımcısı ve personel sorumlusundan oluşur. Ajansların üretim kapasitesine bağlı olarak bu takım büyüyebilir veya küçülebilir. Küçüldüğü durumlarda ihtiyaç duyulan hizmetler dışarıdan satın alınır.

Örneğin istihdam edilemiyorsa fotoğraf çekimleri için profesyonel bir reklam/tanıtım fotoğrafçısından, metin yazımı için serbest çalışan bir metin yazarından ya da illüstrasyon çalışmaları için bu işi yapan bir kişi ya da kuruluştan hizmet sağlanabilir. Reklam ajansının yaratıcılık gerektiren birimlerinde görev alacak kişilerin, görevleri ne olursa olsun ekonomi, baskı teknikleri, edebiyat, tiyatro, sinema, fotoğraf ve diğer görsel sanatlar ile din, eğitim ve psikoloji alanlarında kendilerini geliştirmeleri gerekir.

5.1. Reklam Metinleri

Reklamlar için metin yazmak ayrı bir uzmanlık alanıdır ve edebiyat alanında çok başarılı da olsalar, herkes İyi reklam metni yazamaz.

Amerika’da bulunan Yale Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya_göre; reklamcılıkta sattıran yaygın sözcükler şunlardır;
“Siz, yeni, sağlık, sevgi, koruma, kolay, kanıtlanmış, sonuç, para, güvenlik, buluş, garanti, özgürlük..”

Sözcükler çok sıradan olmasına rağmen, reklam metinlerinde kullanıldıklarında hedef kitleyi etkilemeyi başarabiliyorlar.

5.2. Sloganlar

Sloganlar, genellikle tek satırdan oluşan, amblem ya da logo ile birlikte kullanılan kısa metinlerdir. Kampanyayı oluşturan parçalar arasında bütünleyici unsur görevi görürler. Sloganlar, kampanyayı oluşturan her parça içinde, genellikle değişmeden aynı boyut ve konumda kullanılırlar.


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.